SON EKLENENLER

Kandıra’da 6284 Tartışması: Müdür ve Öğretmene Uzaklaştırma

Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde bir ilkokulda görev yapan okul müdürü ve bir öğretmen hakkında verilen uzaklaştırma kararı kamuoyunda tartışma yarattı. İddiaya göre, bir velinin şikâyeti üzerine 6284 sayılı Kanun kapsamında mahkeme tarafından tedbir kararı alındı.
01 Nisan 2026 12:37

Velinin, “çocuğuma zarar verebilir” yönündeki beyanı üzerine başlatılan süreçte, okul müdürü hakkında uzaklaştırma kararı verildiği, kararın ilgili kişiye jandarma aracılığıyla tebliğ edildiği öğrenildi. Müdürün savunmasının alınmadığı yönündeki iddialar dikkat çekti.

Olayın ardından aynı okulda görev yapan bir öğretmen hakkında da benzer şekilde uzaklaştırma kararı verildiği belirtildi. Her iki kararın da somut delile dayanmadığı iddiası, uygulamanın sınırları ve denetimi konusunda tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Eğitim-Bir-Sen tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Doğurduğu mağduriyetler sebebiyle kamuoyunda aile tartışmaları odağında sık sık eleştirilen “6284 sayılı Kanun”, son olarak Kocaeli Kandıra’da müşahede ettiğimiz bir hukuksuzluğun dayanağı yapılmıştır. Kandıra Anadolu Kalkınma Vakfı Ballar İlkokulu’nda, hakkında zaten okuldan uzaklaştırma kararı bulunan bir velinin, hiçbir delil ve somut belge olmadan sadece “okul müdürü çocuğuma zarar verebilir" beyanıyla başlattığı süreç, tam bir hukuk garabetine dönüşmüştür.

Kandıra Aile Mahkemesi, 6284 Sayılı Kanun’u dayanak göstererek okul müdürü hakkında uzaklaştırma kararı vermiştir. Savunması dahi alınmayan okul müdürü, hakkındaki uzaklaştırma kararını jandarmanın tebliği ile öğrenmiştir. 

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dayanarak tek taraflı beyanla uzaklaştırma kararı tedbiri verilmesine ilişkin sınırların çizilmemesi, herhangi bir nesnel ölçütün aranmaması, keyfiliği ve kötüye kullanımı ve istismarı önleyecek hiçbir hükmün getirilmemiş olmasının telafisi imkansız zararlara neden olduğunu, aileyi ve kadını korumayı es geçerek mağduriyet, haksızlık, adaletsizlik ürettiğini hazırladığımız raporlarda, açıklamalarımızda, düzenlediğimiz bilimsel toplantılarda defalarca ifade ettik, gerekçeleri ve delilleriyle ortaya koyduk. Aynı şekilde, gerek kanun metninin gerekse de uygulamanın ciddi şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ettik. Ancak bu konuda hiçbir çalışma yapılmadığı için kanun mağduriyetler ve haksızlıklar üretmeye devam ediyor.


Okul müdürü, velinin şikâyetiyle Aile Mahkemesi kararıyla okuldan uzaklaştırıldı. Bu mağduriyet ve haksızlıkların son örneğini Kocaeli Kandıra’da müşahede ediyoruz. Bir velinin şikâyeti üzerine şiddet başta olmak üzere hiçbir suç unsuru yokken okul müdürü ve bir bayan öğretmen hakkında çalıştıkları okuldan uzaklaştırma kararı verilmiştir. Bir velinin “okul müdürü çocuğuma zarar verebilir” beyanı üzerine başkaca hiçbir delil veya belge aranmaksızın okul müdürü, hâkim kararıyla 6284 sayılı Kanun’a dayanılarak uzaklaştırıldı. Savunması alınmayan, ifadesine başvurulmayan okul müdürü, jandarmanın okula gelmemesi kararını kendisine bildirmesi üzerine karardan haberdar olabildi.

Mesnetsiz beyanlarla bir kadın öğretmen hakkında da uzaklaştırma kararı verildi

Olayın etkisi sürerken, aynı okulda bir başka velinin mesnetsiz beyanları üzerine bir kadın öğretmen hakkında da uzaklaştırma kararı verildiği, kolluk kuvvetlerinin tebliğinden anlaşılmıştır. 6284 sayılı Kanun, aileyi korumaktan öte ithama dayalı seri mağdurlar üreten bir mekanizmaya dönüşmüş durumdadır.


Aileyle zerre kadar ilgisi olmayan bir olayda verilen bu karar, basit bir adli hata olmaktan öte sistematik bir sonuçtur. 6284 sayılı Kanun; metnindeki hukukun temel prensiplerine aykırı olan hükümler ve uygulamadaki ciddi sorunlar nedeniyle “kadına şiddet” olgusu üzerinden erkekleri kriminalleştirmekte, “şiddetin önlenmesi” adı altında aile içi sorunları ağırlaştırmakta, toplumsal ilişkileri zehirlemekte, hukukun sosyal gerçeklere değil toplumsal algılara boyun eğdirildiği bir zemini üretmektedir.


Beyan esası üzerinden işleyen, hiçbir somut suç unsuru aramayan, şikâyetçi ile şikâyet olunanın kimliği, konumu, olayın öznel koşulları gibi hususları dikkate almayan, kişisel husumet veya haksız menfaat gibi amaçlarla gerçeğe aykırı iddiaları elemekten ve istismarı önlemekten aciz, salt şikâyetçinin cinsiyeti üzerinden kopyala yapıştır kararlar üreten 6284 Kanun, başlı başına mağduriyet kaynağı haline dönüşmüştür.
 

Suistimal aracına dönüşmüş uzaklaştırma kararları aile ve toplum ilişkilerini zehirliyor


Şiddetin var olduğuna yönelik kanaate nasıl ulaşıldığının açıklamasını aramayan, tek taraflı beyanı esas alan, delil bir yana somut zarar tehlikesini dahi gözetmeyen 6284 sayılı Kanun, şikâyetçiyi bile görmeden dosya üzerinden karar veren hâkimlerin elinde, şikâyet edilenlerin temel insan haklarının ihlal edildiği bir suistimal aracına dönüşmüş durumdadır.


Birtakım ezber tanımlar, kalıplar ve söylemler üzerinden inşa edilmiş olan söz konusu Kanun, bırakın aileyi korumaya yönelik hiçbir hüküm içermemesini, en iddialı olduğu şiddeti önlemede bile son derece yetersiz ve etkisizdir. Kanun’un yetkin ama sorunun uygulamada olduğunu söyleyen siyasi çevreler, uygulamadan kaynaklı sorunların çözümünü bile bugüne kadar gündeme getirmemişlerdir. 6284 sayılı Kanun’un sınırlarının açık ve net biçimde belirlenmemesi, nesnel ölçütlerin aranmaması ve tek taraflı beyanın esas alınması; kişisel husumet ya da haksız menfaat amacıyla ileri sürülen gerçeğe aykırı iddiaların ayıklanmasını zorlaştırmakta, aileyi korumaktan ziyade keyfiliğe ve istismara zemin hazırlayarak yeni mağduriyetler üretmektedir.

Kandıra’daki bu vahim karar, istismarcıların önünü sonuna kadar açabilecektir. Kanun metnindeki ve uygulamadaki sorunlar giderilmediği takdirde, haksız talebi reddedilen her kişi, bir beyanıyla öğretmenleri, müdürleri ve dilediği her kamu görevlisini görev yerinden uzaklaştırabilecek bir zemine kavuşacaktır. Bu zemin, tüm kamu hizmetlerinin aksatılması ve devlet-millet bütünleşmesinin zedelenmesi gibi tehlikeli sonuçlara gebedir. 6284 sayılı Kanun’a dayanan kararlar aile kurumuna ve hukuka güveni zedelemektedir. Ülkemizin haklı gerekçelerle çekildiği İstanbul Sözleşmesi’ne doğrudan atıf yapan, bu yönüyle bir uluslararası sözleşmeye atıf yapan tek Türkiye Cumhuriyeti kanunu olma vasfını elinde bulunduran 6284 sayılı Kanun’un, İstanbul Sözleşmesi’nin ruhunu içinde barındırdığına, sözleşmedeki çarpık mantığın 6284 sayılı Kanun’a da sinmiş olduğuna şüphe yoktur. Erkeği sırf erkek olduğu için “olağan şüpheli” konumuna getiren Kanun, doğal olarak şikâyet edilenin erkek olduğu her vakada otomatik uzaklaştırma kararları verilmesi sonucunu doğurmaktadır.


Mağduriyet karinesi, suçta ve cezada kanunilik ilkeleri, adil ve doğru yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı, 6284 sayılı Kanunla ihlal edilmektedir. Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu’nda (06.05.2016) 6284 sayılı Kanun’un eksik ve hatalı yönlerine vurgu yapılarak yeni yasal düzenleme çağrılarına rağmen bugüne kadar somut bir adım atılmaması, bir yandan yılda yarım milyonun üzerinde uzaklaştırma kararı verilmesine bir yandan da Kocaeli Kandıra’da yaşandığı üzere istismar, suistimal ve hukuk garabetlerine yol açmaktadır.


Okul müdürü ve öğretmen için verilen haksız uzaklaştırma tedbiri kararı kaldırılmalı, 6284 sayılı Kanun yapısal bir değişimden geçirilmelidir


Eğitim Bir-Sen olarak diyoruz ki;

Kandıra’daki olayda mağdur edilen okul müdürü ve öğretmen hakkındaki haksız uzaklaştırma tedbiri kararı kaldırılmalı, haksızlık ve mağduriyet son bulmalıdır.

Tedbir kararlarının etkilerini zulme dönüştüren, delilsiz ve belgesiz verilen uzaklaştırma kararlarıyla kişinin lekelenmeme hakkını ve masumiyet karinesini ihlal eden, aile ilişkilerini ve toplumsal bağları zedeleyen 6284 sayılı Kanun’un sorunları artık görülmeli; sosyal paydaşların da katılımıyla bir bütün olarak aileyi koruyacak, herkese ve her kesime yönelik şiddetle topyekûn mücadele edecek şekilde Kanun’da yapısal değişiklikler yapılmalıdır.

Hak ve hukuku koruması gereken adalet müessesesinin mesnetsiz iddia ve beyanları “delil” kabul ederek eğitimciler başta olmak üzere kamu görevlilerini değersizleştirmesine,  kurumların yöneticisiz bırakılmasına asla sessiz kalmayacak, Kandıra’daki garabet karar başta olmak üzere bu tür olayların takipçisi olmayı sürdüreceğiz.

Bilinmelidir ki, medeniyet değerlerimiz, tevarüs ettiğimiz ilmi müktesebatımız, insana ve aileye değer merkezli bakışımız; inancımızla, insanımızla, toplumumuzla barışık, aileyi ve aile bireylerini koruyacak ve yaşatacak bir Kanun’u yapmaya yeterlidir.

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER