SON EKLENENLER

Şekerci: “İdeolojik Maskeleri Bırakın, Asıl Gündeme Gelin”

Eğitim-Bir-Sen İstanbul 6 No’lu Şube Başkanı İdris Şekerci, sendikal alandaki tartışmalara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şekerci, eğitim sendikacılığında ideolojik söylemler üzerinden yürütülen tartışmaların, çalışanların gerçek sorunlarını gölgede bıraktığını ifade etti.
30 Mart 2026 13:16

“İstismar Mekanizması Değişmiyor”

Şekerci açıklamasında, geçmişten bugüne bazı yapıların benzer refleksler gösterdiğini belirterek, özellikle zor durumlarda ideolojik kavramların bir “savunma aracı” olarak kullanıldığını savundu. Mustafa Kemal Atatürk isminin de zaman zaman bu şekilde araçsallaştırıldığını öne sürdü.

“Sendikacılıkta Samimiyet Testi”

Başöğretmenlik süreci üzerinden de eleştirilerde bulunan Şekerci, geçmişte kariyer basamaklarına karşı çıkıp boykot çağrısı yapan bazı sendika yöneticilerinin daha sonra aynı unvanları elde etmeye çalıştığını iddia etti. Bu durumu “çelişki” olarak nitelendiren Şekerci, sendikal söylem ile eylem arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti.

Talip Geylan’a Eleştiri

Şekerci, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın açıklamalarına da değinerek, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen’in kazanımlarının hedef alındığını ifade etti. Bu tür eleştirilerin sendikal rekabetten ziyade “algı oluşturma çabası” olduğunu dile getirdi.

“Minder Bellidir: Eğitim Çalışanlarının Hakları”

Açıklamasının sonunda sendikacılığın temel amacına vurgu yapan Şekerci, polemik yerine somut kazanımlara odaklanılması gerektiğini belirtti.

Eğitim çalışanlarının ekonomik sorunları, özlük hakları ve mesleki itibarının öncelikli gündem olması gerektiğini ifade eden Şekerci, tüm sendikal yapıları bu alana yoğunlaşmaya davet etti.

Şekerci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Zaman değişiyor, aktörler farklılaşıyor ancak sahadaki o bildik "kurtarıcı" edalı istismar mekanizması hiç değişmiyor. Mesleğe ilk başladığım, sendikaların henüz yasal zemin arayışında olduğu o 28 Şubat arefesi yıllardan bir hatıra canlanıyor zihnimde. Bir sözde eğitimcinin, mazlum bir adamın eşine yaptığı ahlaksız teklif, jandarmanın suçüstü operasyonuyla nezarette son bulmuştu. O gün o "müsvetteyi" savunanların sığındığı liman neyse, bugün de siyaset ve sendikal alanda sıkıştıkça "Atatürk" isminin arkasına saklananların sığınağı aynıdır.

Sıkışınca Sarılınan "Kullanışlı" İstismar

Bugün bakıyoruz; birileri milletin mahrem bilgilerini dışarıya servis ediyor, suçüstü yakalanınca cevabı yapıştırıyor: "Biz Cumhuriyetin en eski partisiyiz!."

Görüyoruz ki bu hastalıklı savunma mekanizması, maalesef eğitim sendikacılığına da sirayet etmiş durumda.

Özellikle Ekrem rüzgarıyla palazlanan, rüzgar kesilince ne yapacağını şaşırıp soluğu en konforlu istismar aracında alan bu yapılar, "Atatürkçülük" kasarken kendi içlerindeki çelişkileri nasıl izah edecekler?

Meydanlarda vatan-millet edebiyatı yaparken, sadece evladını isteyen Diyarbakır Annelerini ziyarete giden öz evladını (üyesini) ihraç eden siz değil misiniz?

Sizin Atatürkçülüğünüz, sadece işinize gelen ideolojik kalıplara mı hizmet ediyor? Başöğretmenlik Sınavı ve Samimiyet Testi Hafızalarımızı tazeleyelim: Konfederasyon başkanlarının genel merkez yöneticisi olduğu dönemde, meydanlara çıkıp "Tek başöğretmen Atatürk'tür, kariyer basamaklarına karşıyız, sınava girmeyin!" diye feryat figan üyelerine çağrı yapanlar kimlerdi?

Peki, aynı şahısların gizli kapaklı sınavlara girip "Başöğretmen" unvanını ceplerine koyduklarında o dillerinden düşürmedikleri Atatürkçülük birden "puf" mu olmuştu? bu açıklama Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Üyesine "boykot" dedirtip kendisi "unvan" peşinde koşanların, bugün kalkıp etik değerlerden bahsetmesi trajikomik bir tiyatrodur. Hukuktan Kaçışın Yolu İstismar Değildir Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir.

İşlenen her cürmün, kurulan her kumpasın hesabı hukuk önünde verilir. Kendi meslektaşına kumpas kurup kelepçe taktıran üyenizin kabahatini, Atatürk’ün arkasına saklanarak mı koruyacaksınız? Hiçbir ideolojik kavram, kişisel suçların ve kurumsal basiretsizliklerin üzerini örtecek bir şal değildir. Peki TES Başkanı Talip Geylan’ın Memur-Sen Hazımsızlığına Ne demeli? Diğer yanda ise Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın bugün sosyal medyada Memur-Sen’e yönelik sarf ettiği hezeyan dolu açıklamaları görüyoruz. Sayın Geylan, Memur-Sen’in ve Eğitim-Bir-Sen’in kazanımlarını karalamaya çalışarak kendi sendikal durağanlığınızı örtemezsiniz.

Hodri Meydan:

Minder Bellidir! Sendikacılık; bir yanda üyesini kandırıp unvan alanların, diğer yanda rakiplerine çamur atarak prim yapmaya çalışanların alanı olamaz. Bizim minderimiz bellidir: Çalışma hayatı ve eğitim çalışanlarının özlük hakları. İdeolojik prangalardan ve kısır polemiklerden arınmış bir anlayışla buradayız. Eğitimcinin mutfağındaki yangını, cebindeki eksikliği ve sınıftaki itibarını konuşacaksanız buyurun sahaya. Ama yok, yine "Atatürk" diyerek veya Memur-Sen’e saldırarak kendi defolarınızı gizleyemezsiniz.

Bizim için sendikacılık; slogan yarıştırmak değil, kazanım üretmektir. İdeolojik prangalardan arınmış bir anlayışla; Genel anlamda 1024, eğitim hizmet kolunda ise 100 kazanıma imza atmış bir irade olarak çağrımız nettir: Gelin, eğitim çalışanlarının asıl meselesine odaklanalım. Minder bellidir:

Çalışma hayatı ve eğitim çalışanlarının özlük hakları. Eğitimcinin mutfağındaki yangını, cebindeki eksikliği ve sınıftaki itibarını konuşacaksanız buyurun sahaya. Ama yok, yine "Atatürk" diyerek kendi defolarınızı gizleyecekseniz ya da her sıkıştığınızda Memur Sen'e veya Eğitim Bir Sen'e sataşacaksanız bilin ki; bu milletin de eğitim camiasının da artık bu bayatlamış polemiklere karnı tok.

 

 

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER