Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarının ardından Eğitim-Bir-Sen tarafından 22 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen çalıştayın çıktıları doğrultusunda hazırlanan rapor, eğitimde şiddetin yalnızca okul sınırları içerisinde ortaya çıkan bireysel bir sorun olmadığını, aile yapısından dijital kültüre, toplumsal dönüşümlerden kurumsal işleyişe kadar uzanan çok boyutlu bir mesele olduğunu ortaya koydu.
Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın açılış konuşmasını yaptığı çalıştayda akademisyenler, okul yöneticileri, öğretmenler, rehberlik uzmanları, güvenlik birimleri temsilcileri ve medya mensupları bir araya gelerek eğitimde şiddetin nedenlerini, mevcut yapısal sorunları ve çözüm önerilerini çok paydaşlı bir perspektifle değerlendirdi.
Raporda; aile ve erken dönem faktörleri, okul ve eğitim sistemi, okul güvenliği, hukuki ve kurumsal yapı, medya ve dijital etki, toplumsal dinamikler ile erken uyarı ve önleme mekanizmaları eğitimde şiddeti besleyen temel sorun alanları olarak sıralandı.
Erken Müdahale Mekanizmalarına Vurgu
Çalıştayın önemli bulgularından biri, mevcut sistemin ağırlıklı olarak olay sonrası süreçlere odaklanırken önleyici ve erken müdahale mekanizmalarının yeterince işletilememesi oldu. Katılımcılar, eğitimde şiddetle mücadelede temel sorunun mevzuat eksikliğinden ziyade uygulama, denetim ve kurumlar arası koordinasyon yetersizliğinden kaynaklandığı görüşünde birleşti.
Raporda; eğitim, sosyal hizmetler, sağlık, güvenlik ve adli kurumlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek, risklerin erken aşamada tespit edilmesini sağlayacak bütünleşik bir sistem kurulmasının önemine vurgu yapıldı.
Kapsamlı Politika Önerileri ve Eylem Planı
Çalıştay raporu yalnızca mevcut sorunları tespit etmekle kalmayıp eğitimde şiddetin azaltılmasına yönelik kapsamlı politika önerileri ve uygulanabilir bir eylem planı da ortaya koydu.
Bu kapsamda okul temelli psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, kurumlar arası entegre erken uyarı sistemlerinin kurulması, ailelerin sürece daha etkin katılımının sağlanması, dijital risklere karşı koruyucu mekanizmaların geliştirilmesi ve okul güvenliğinin sürdürülebilir bir anlayışla yeniden yapılandırılması önerileri öne çıktı.
Raporda ayrıca;
- Eğitimde şiddetle mücadelede olay sonrası müdahale yerine önleyici ve erken müdahale yaklaşımının benimsenmesi,
- Okul, sosyal hizmetler, sağlık ve güvenlik birimlerinin birlikte çalışacağı entegre erken uyarı sistemlerinin kurulması,
- Ailelerin çocuk gelişimi, dijital riskler ve davranış yönetimi konularında desteklenmesi,
- Öğretmenlerin kriz yönetimi ve şiddetle baş etme becerilerini geliştirecek uygulamalı eğitimlerin yaygınlaştırılması,
- Öğrencilerin aidiyet duygusunu güçlendirecek sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin artırılması,
- Dijital ortamlarda şiddeti teşvik eden içeriklere yönelik daha hızlı ve caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi,
gibi önerilere yer verildi.
Raporun sonuç bölümünde ise eğitimde şiddetle mücadelede yaptırım odaklı ve parçalı yaklaşımlardan uzaklaşılması gerektiği belirtilerek, erken uyarı ve önleme mekanizmalarını merkeze alan, kurumlar arası koordinasyonu zorunlu kılan, aileyi sürecin aktif paydaşı haline getiren ve çocuğu eğitim sistemi içinde tutmayı hedefleyen bütüncül bir model önerildi. Bu yaklaşımın daha güvenli, kapsayıcı ve sağlıklı bir eğitim ekosisteminin inşasına katkı sağlayacağı ifade edildi.
Raporu okumak için tıklayınız.
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI