Yönetici atama sürecinin son aşamasına gelindiğini ifade eden Şekerci, yönetmelik ve kılavuzdan kaynaklanan uygulamaların sahada bıraktığı izlerin yapıcı bir anlayışla ele alınmasının, gelecek dönem düzenlemelerine ışık tutacağını söyledi.
Şekerci, özelliklegenel müdürlükler arasındaki ayrışma ve unvan adaleti konusuna dikkat çekerek, eğitim yöneticiliğinin kapsayıcı bir anlayışla ele alınması gerektiğini vurguladı. Mevcut tercih ve atama yönteminin yöneticileri farklı genel müdürlükler temelinde kategorilere ayırmasının, okul çatısı altında aynı idari sorumluluğu üstlenen yöneticiler arasında gereksiz sınırlamalar oluşturduğunu belirtti.
Akademi eğitiminin mevcut yöneticiler açısından bir ön şart olarak kurgulanmasının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şekerci, yıllardır görev yapan ve sahada deneyim kazanmış yöneticilerin birikiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Akademi eğitiminin zorunlu bir koşul yerine mesleki gelişimi destekleyen esnek bir imkân olarak tasarlanmasının liyakat ve kıdem dengesine katkı sağlayacağını kaydetti.
Şekerci'nin dikkat çektiği bir diğer konu isesertifikaların puanlamadaki etkisi oldu. Bazı sertifikaların yönetim becerisi, liderlik kapasitesi veya okul iklimine doğrudan katkı sağlamamasına rağmen yüksek puan avantajı oluşturduğunu belirten Şekerci, bu durumun liyakat esaslı değerlendirmeyi zedelediğini ifade etti.
Şekerci,EK-1 değerlendirme formunda sahadaki gerçek deneyimi ve mesleki üretkenliği daha fazla merkeze alan bir puanlama sistemine ihtiyaç olduğunu belirterek, niteliği tartışmalı ve ticari bir unsura dönüşen sertifika uygulamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Sahadaki uygulamaların yakından takip edilmesinin önemine de değinen Şekerci, olası mağduriyetlerin büyümeden tespit edilmesinin çalışma barışının korunması açısından kritik olduğunu ifade etti.
İdris Şekerci, değerlendirmesini şu mesajla tamamladı:
“Eğitim sistemimizin gücü yalnızca kâğıt üzerindeki düzenlemelerden değil, sahadaki yöneticilerimizin adalet duygusundan, tecrübesinden ve aidiyetinden beslenir. Geçmişte yaşanan aksaklıklardan ders çıkaran, sertifika istismarını ve ayrıştırıcı hükümleri ortadan kaldıran, tecrübeye değer veren bütüncül bir yönetim anlayışının kurumsallaşması gerekiyor. Ancak bu şekilde eğitim camiamızdaki çalışma barışını daha da güçlendirebiliriz.”
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI